Big boss

METAL GEAR SOLID V: THE PHANTOM PAIN11 views13 min readTurkishby bhoplifeView on Steam ↗

Bölüm 1: "Snake Eater" Operasyonu ve Masumiyetin Kaybı (1964)

Big Boss’un hikayesi, bir kahramanlık destanı olarak değil, trajik bir kurban ediliş hikayesi olarak başlar. 1964 yılının Ağustos ayında, Soğuk Savaş’ın en gergin döneminde, Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği nükleer bir savaşın eşiğindedir. Bu dönemde genç ajan Naked Snake, Sovyet topraklarındaki Tselinoyarsk’a, sığınmacı bilim insanı Sokolov’u kurtarmak için gönderilir. Ancak bu görev, sadece bir casusluk operasyonu değil, Snake’in ideolojik dünyasının temellerini sarsacak bir ihanetle sonuçlanacaktır.

The Boss: Annenin ve Akıl Hocasının İhaneti
Snake’in hayatındaki en önemli figür, ona her şeyi öğreten, annesi gibi sevdiği ve savaş sanatının ustası olan The Boss’tur. Operasyonun başında The Boss’un aniden Sovyetler Birliği tarafına (Albay Volgin’in tarafı) sığındığını açıklaması ve Snake’i bir köprüden aşağı atarak ağır yaralaması, Snake için fiziksel bir yıkımdan ziyade ruhsal bir boşluk yaratır.

Akademik bir yaklaşımla, The Boss’un bu "ihaneti", aslında devletlerin kendi bekaları için en değerli varlıklarını (sadık askerlerini) nasıl birer kurbanlık koyuna dönüştürebileceğinin ilk büyük örneğidir. The Boss, Amerika’nın politik çıkarları uğruna tarihin en büyük günah keçisi olmayı kabul etmiştir.

Shagohod ve Nükleer Caydırıcılık
Snake’in görevi, sadece The Boss’u yok etmek değil, aynı zamanda Sokolov tarafından geliştirilen ve nükleer dengeleri altüst edebilecek olan Shagohod adlı tankı imha etmektir. Shagohod, nükleer füzeleri fırlatmak için gereken hıza kendi başına ulaşabilen devasa bir makinadır. Bu silah, nükleer caydırıcılık teorisinde "her yerden saldırı" imkanı sunduğu için dönemin süper güçleri için ölümcül bir tehdittir.

Çiçek Tarlasındaki Son Düello
Operasyonun finali, oyun dünyasının en ikonik sahnelerinden biri olan beyaz çiçek tarlasında geçer. Snake, hayranlık duyduğu tek insanı, The Boss’u öldürmek zorundadır. Bu sahne, antik trajedilerdeki "kaçınılmaz kader" (ananke) temasını işler. İkisi de birer askerdir ve devletleri onları karşı karşıya getirmiştir. The Boss, Snake’e o meşhur vasiyetini burada açıklar:

"Dünya bir bütün olmalı. Siyaset ve sınırlar geçicidir, ancak askerler her zaman vardır."

Snake, The Boss’u öldürdüğünde aslında içindeki "vatanseverlik" duygusunu da öldürür. The Boss’un aslında hain olmadığını, aksine Amerikan hükümetinin emriyle bu rolü üstlendiğini ve sonunda yine hükümeti tarafından "ölmesi gereken bir hain" olarak damgalandığını öğrenmesi, Snake’in devlete olan tüm inancını bitirir.

Big Boss Unvanının Laneti
Görev sonrası Lyndon B. Johnson tarafından Snake’e "The Boss’u aşan kişi" anlamına gelen Big Boss unvanı verilir. Ancak Snake, bu unvanı bir onur nişanı olarak değil, sevdiği kadının katili olmasının bir hatırlatıcısı olarak kabul eder. Madalya töreni sırasında arkasını dönüp gitmesi, onun resmi hiyerarşiden ve politik yalanlardan kopuşunun sembolüdür.

Felsefi ve Politik Analiz: Pragmatizm vs. Sadakat
Bölüm 1'in sonunda karşımızdaki karakter artık "Naked Snake" değildir. O, devletlerin yalanlarını, askerlerin nasıl harcanabilir birer araç olduğunu ve ideolojilerin kirliliğini bizzat en acı yolla öğrenmiş bir adamdır. Big Boss’un ileride kuracağı "Outer Heaven" fikrinin tohumları, tam da bu tarlada, The Boss’un mezarı başında atılmıştır. O, bir daha asla politikacıların piyonu olmayacağına yemin etmiştir.

Bölüm 2: San Hieronymo ve Militaire Sans Frontières (MSF) – İlk Adımlar (1970-1974)

1964’teki Snake Eater operasyonundan sonra Big Boss (David’in babası), kazandığı unvanın ağırlığı ve The Boss’u öldürmüş olmanın verdiği derin suçluluk duygusuyla ordudan ayrıldı. Ancak tarih ve The Patriots’ın kurucusu Major Zero, onu rahat bırakmayacaktı. 1970 yılında, Kolombiya açıklarındaki San Hieronymo Yarımadası'nda patlak veren isyan, Snake’i istemediği bir liderlik koltuğuna oturmaya zorladı.

San Hieronymo: Bir Ordunun Embriyosu (1970)
Big Boss, FOX biriminin bir isyanıyla haksız yere vatana ihanetle suçlandı. Burada tanıştığı Roy Campbell ile birlikte, kendilerine sadık askerlerden oluşan küçük bir grup kurdu. Bu olay, Big Boss için bir aydınlanma süreciydi: Askerlerin, politikacıların çıkarları uğruna harcanmadığı, sadece birbirlerine ve bir ideale bağlı oldukları bir yapı mümkündü.

Akademik bir perspektifle bakıldığında, San Hieronymo olayı Big Boss’un **"Karizmatik Otorite"**sini (Max Weber’in deyimiyle) keşfettiği yerdir. O artık sadece emir alan bir silah değil, emirlerine gönüllü olarak uyulan bir "Figür" haline gelmiştir.

Costa Rica ve Peace Walker: Nükleer Caydırıcılık Paradoksu (1974)
1974 yılına gelindiğinde Big Boss, Kazuhira Miller ile birlikte Militaire Sans Frontières (MSF - Sınır Tanımayan Askerler) adlı yapıyı kurmuştur. MSF, herhangi bir devlete veya ideolojiye bağlı olmayan, sadece para karşılığı ve inançla savaşan profesyonel bir ordudur. Ancak Costa Rica’da ortaya çıkan "Peace Walker" projesi, Big Boss’un hayatını kökten değiştirecektir.

Peace Walker, insan hatasını devreden çıkaran, mutlak nükleer misilleme kapasitesine sahip yapay zeka tabanlı bir silahtır. Daha da önemlisi, bu silahın yapay zekası The Boss’un zihinsel şablonu üzerine inşa edilmiştir. Big Boss, bir kez daha geçmişiyle, akıl hocasının dijital hayaletiyle yüzleşmek zorunda kalır.

İdeolojik Kopuş: The Boss’un İhaneti mi, Vasiyeti mi?
Operasyonun sonunda Peace Walker, nükleer bir savaşı önlemek için kendini okyanusun dibine gönderir. Big Boss, bu hareketi The Boss’un "silahını bırakma" ve "pasifizm" tercihi olarak yorumlar. Ancak kendisi, The Boss’un bu barışçıl vasiyetini bir "ihanet" olarak görür. Ona göre The Boss, bir asker olarak savaşmayı bırakarak ideallerine ihanet etmiştir.

Bu nokta, Big Boss’un karanlığa saptığı asıl andır. O, barış dolu bir dünya yerine, askerlerin her zaman saygı göreceği ebedi bir savaş dünyasını tercih eder. Kendi Metal Gear’ı olan ZEKE’i inşa ederek MSF’i nükleer bir güç haline getirir. Artık o sadece bir paralı asker lideri değil, süper güçlerin (ABD ve SSCB) doğrudan muhatap almak zorunda kaldığı, egemenliği olmayan bir "Nükleer Güç" başkanıdır.

Bölüm 3: "Les Enfants Terribles" ve The Patriots ile Yol Ayrımı (1970'lerin Başları)

1964’teki Snake Eater operasyonunun başarısından sonra Major Zero, dünyayı perde arkasından kontrol edecek gizli bir yapı kurma kararı aldı. Bu yapıya The Patriots (Yurtseverler) adını verdiler. Grubun kurucu üyeleri arasında Zero, Big Boss, Sigint, Para-Medic, Ocelot ve EVA bulunuyordu. Ancak grubun iki lideri, Major Zero ve Big Boss, The Boss’un mirasını nasıl yorumlayacakları konusunda taban tabana zıt kutuplara savruldular.

İdeolojik Çatışma: İkon vs. İnsan
Major Zero, The Boss’un "dünyayı birleştirme" hayalini, dijital ve siyasi bir mutlak kontrol mekanizması olarak gördü. Dünyanın kaostan kurtulması için tek bir irade tarafından yönetilmesi gerektiğine inanıyordu. Bu amaçla Big Boss’u, halkın ve askerlerin tapacağı tanrısal bir "ikon" haline getirdi. Big Boss’un efsanesi, The Patriots’ın toplumu manipüle etmek için kullandığı en büyük araçtı.

Big Boss ise bu durumdan nefret ediyordu. O, bir idol veya bir propaganda aracı değil, sadece bir asker olarak kalmak istiyordu. Zero’nun dünyayı "yönetme" arzusu, Big Boss’un "özgür askerler" hayaliyle çarpıştı. Bu, tarihin en büyük iki gücü arasındaki sessiz savaşın başlangıcıydı.

Les Enfants Terribles: İzin Alınmadan Çalınan Bir Hayat
Zero, Big Boss’un gruptan ayrılma ihtimalinden ve efsanevi genetik mirasının kaybolmasından korkuyordu. 1972 yılında, Big Boss’un haberi ve rızası olmadan, onun DNA'sını kullanarak mükemmel askeri kopyalama projesini başlattı: Les Enfants Terribles (Korkunç Çocuklar).

Dr. Clark (Para-Medic) tarafından yönetilen bu proje, Big Boss’un genetik kodunu taşıyan sekiz embriyo ile başladı ve sonunda bildiğimiz üç "Yılan" hayatta kaldı: Solid Snake, Liquid Snake ve Solidus Snake. ### İhanetin Nihai Noktası ve Kopuş
Big Boss, kendisinin bir laboratuvar faresine dönüştürüldüğünü ve genlerinin çalındığını öğrendiğinde öfkesi yıkıcı oldu. Bu olay onun için bardağı taşıran son damlaydı. Zero’nun onu sadece bir "nesne" olarak gördüğünü anladı. 1970'lerin ortasında Big Boss, The Patriots örgütünü tamamen terk etti.

Bu ayrılık, dünya tarihini sonraki 40 yıl boyunca şekillendirecek olan **"İki İrade Savaşı"**nı başlattı:

Zero’nun İradesi: Dünyayı yapay zekalar ve algoritmalarla (The Patriots) kontrol ederek durağan bir düzen kurmak.

Big Boss’un İradesi: Devletlerin ve kontrol mekanizmalarının olmadığı, askerlerin kendi kaderini tayin ettiği ebedi bir savaş alanı (Outer Heaven) yaratmak.

Bölüm 4: Ground Zeroes ve Dokuz Yıllık Koma – İntikamın Tohumları (1975-1984)

1975 yılı, Big Boss’un kurduğu Militaire Sans Frontières (MSF) için zirve noktasıydı. Karayipler'deki Mother Base, nükleer silaha sahip, devasa bir askeri güç haline gelmişti. Ancak bu büyüme, Major Zero’nun kurduğu sistem (The Patriots) için kabul edilemez bir tehditti. Zero’nun pençesi olan XOF birimi ve onun acımasız lideri Skull Face, Big Boss’u yok etmek için tarihin en sinsi operasyonlarından birini başlattı.

Ground Zeroes: Mother Base’in Çöküşü
Operasyon, MSF’in nükleer kapasitesini denetlemek isteyen bir BM teftişi kisvesi altında başladı. Ancak bu bir tuzaktı. Big Boss, Küba'daki bir hapishanede tutulan Chico ve Paz'ı kurtarmak için üssünden ayrıldığı sırada, Mother Base ağır bir saldırıya uğradı. Snake geri döndüğünde, yıllarca emek verdiği askeri cennetin sulara gömülüşünü izledi.

Bu trajedinin en sarsıcı anı, Paz’ın vücuduna yerleştirilen bombaların patlamasıyla helikopterin düşmesidir. Bu patlama, sadece MSF’i yok etmemiş, Big Boss’un içindeki "merhamet" ve "umut" kırıntılarını da yakıp kül etmiştir.

Dokuz Yıllık Karanlık: Komadaki Efsane
Düşen helikopterden ağır yaralı olarak kurtulan Big Boss, Güney Kıbrıs’ta bir hastanede dokuz yıl sürecek bir komaya girdi. Bu süreçte dünya değişti, Soğuk Savaş evrildi ve Major Zero, Big Boss’un efsanesini kontrol altında tutmak için yeni planlar yaptı.

Akademik bir perspektifle bu dokuz yıl, Big Boss karakterinin "insanlıktan çıkış" sürecidir. Uyandığında artık bir kolu eksik, vücudu şarapnel parçalarıyla dolu ve alnında bir "boynuz" gibi duran metal bir parça vardır. Bu fiziksel deformasyon, onun içsel canavarının (Venom) dışavurumudur.

Ocelot ve Miller: İntikamın Mimarları
Big Boss 1984 yılında uyandığında, karşısında iki farklı yol buldu. Kazuhira Miller, her şeyini kaybetmiş olmanın verdiği öfkeyle sadece "intikam" (Revenge) istiyordu. Ocelot ise daha stratejik bir oyunun peşindeydi. Big Boss, bu süreçte kendisini Major Zero’nun gözlerinden saklamak için tarihin en büyük "kimlik hırsızlığını" gerçekleştirmeye karar verdi.

Felsefi Analiz: Kayıp ve Boşluk (Phantom Pain)
Bu dönemin ana teması **"Fantom Acısı"**dır (Phantom Pain). Sadece kaybedilen bir uzvun değil, kaybedilen bir vatanın, yoldaşların ve masumiyetin acısıdır. Big Boss, bu acıyı dindirmek için değil, onu bir silaha dönüştürmek için ayağa kalkar. Ancak o, artık dünyayı kurtarmak isteyen "Naked Snake" değildir; o, dünyayı kendi acısına ortak etmek isteyen bir "Düşmüş Melek"tir.

Bu koma süreci, Big Boss’un ikiye bölünmesine neden olur. Bir yanda gölgelerde gerçek "Outer Heaven"ı kuran gerçek Big Boss, diğer yanda ise dünyayı meşgul edecek olan "Phantom".

Bölüm 5: Phantom Pain – İllüzyon ve Venom Snake'in Doğuşu (1984)

1984 yılında hastaneden uyanan adam, aynaya baktığında Big Boss’u görüyordu. Ancak bu, Major Zero ve Ocelot tarafından kurgulanan devasa bir "Double Think" operasyonuydu. Gerçek Big Boss, dünyadan gizlenip asıl "Outer Heaven"ı kurmak için yer altına çekilirken; onun yerine geçen kişi, aslında MSF’in en sadık doktoruydu. Bu kişi, hipnoterapik telkinler ve estetik operasyonlarla Big Boss olduğuna inandırılan Venom Snake (Ahab) idi.

Diamond Dogs: Küllerden Doğan Ordu
Venom Snake, Kazuhira Miller ile birlikte Diamond Dogs adlı yeni bir askeri oluşum kurdu. Bu ordu, MSF’in aksine çok daha sert, disiplinli ve "intikam" odaklıydı. Okyanusun ortasındaki yeni Mother Base, artık bir "cennet" değil, düşmanlarını (XOF ve Skull Face) yok etmek için yaşayan bir "canavar fabrikası"ydı.

Akademik bir perspektifle Diamond Dogs, **"Kalıcı Savaş Durumu"**nun (Perpetual War) vücut bulmuş halidir. Bu ordu, hiçbir ülkeye ait değildir ve varlığını sürdürmek için sürekli olarak yeni çatışmalara ihtiyaç duyar. Big Boss'un ideolojisi burada yavaş yavaş bir "savaş ekonomisi"ne hizmet eden bir yapıya evrilmeye başlar.

Skull Face ve Dilin Silahı
Bu dönemin ana düşmanı Skull Face, Big Boss’un antiteziydi. Skull Face’in planı, "Ses Telleri Paraziti" (Vocal Cord Parasites) kullanarak İngilizce konuşan herkesi yok etmek ve dünyayı nükleer silahlardan arındırıp, her ulusa kendi nükleer caydırıcılığını (Metal Gear Sahelanthropus aracılığıyla) satmaktı.

Buradaki felsefi derinlik şudur: Skull Face, Major Zero’nun "dil ve bilgi aracılığıyla kontrol" mekanizmasını, o dili yok ederek bozmak istiyordu. Venom Snake ise bu kaosu durdurmak zorundaydı. Ancak Venom bunu yaparken, aslında istemeden de olsa Major Zero’nun (The Patriots) sisteminin hayatta kalmasına hizmet ediyordu.

Kimlik Hırsızlığı: "Ben Senim, Sen de Bensin"
Oyunun ve bu bölümün finalinde gerçeği öğrenen Venom Snake, bir aynayı yumruklayarak kırar. Gerçek Big Boss’tan gelen kaset, durumu özetler: "Ben Big Boss’um, sen de öyle. Bu efsaneyi beraber kurduk." Bu, Big Boss’un karakter gelişimindeki en etik dışı noktadır. Big Boss, en sadık askerinin hayatını, anılarını ve kimliğini çalmış; onu kendi adına ölmesi için bir "hayalet" (Phantom) olarak sahaya sürmüştür. Naked Snake, bir zamanlar nefret ettiği Major Zero’ya dönüşmüş; insanları birer "araç" olarak kullanmaya başlamıştır.

Felsefi Analiz: Gerçeklik ve Post-Truth
Akademik olarak bu bölüm, "Post-Truth" (Gerçeklik Sonrası) çağının bir provası gibidir. Eğer dünya birinin Big Boss olduğuna inanıyorsa, o kişi Big Boss’tur. Gerçeğin ne olduğu değil, neyin servis edildiği önemlidir. Venom Snake, Big Boss’un "karanlık tarafını" temsil ederken; gerçek Big Boss, gölgelerde asıl nükleer tehdidini inşa etmektedir.

Artık karşımızda iki Yılan vardır: Biri dünyayı meşgul eden bir paralı asker, diğeri ise dünyayı dize getirmeye hazırlanan bir diktatör.

Bölüm 6: Outer Heaven ve Zanzibarland – Dünyaya Karşı Savaş (1995-1999)

1990’ların ortasına gelindiğinde, Big Boss’un "İki Yılan" planı meyvelerini vermiştir. Dünyanın gözü, Afganistan ve Afrika’daki çatışmalarla meşgul olan "Phantom"un (Venom Snake) üzerindeyken; gerçek Big Boss, ABD askeri hiyerarşisinin içine sızmış, FOXHOUND’un komutanı olarak Pentagon’un kalbinde bir taht kurmuştur. Bu, tarihin gördüğü en büyük "Truva Atı" operasyonudur.

Outer Heaven: Bir Askerin Ütopyası mı, Distopyası mı? (1995)
Güney Afrika’nın derinliklerinde kurulan Outer Heaven, Big Boss’un (ve dublörü Venom’un) hayat boyu hayalini kurduğu yapıdır: Hiçbir devlete bağlı olmayan, askerlerin politikacıların maşası olmadığı bir kale-devlet. Ancak bu ütopya, dünyayı tehdit eden TX-55 Metal Gear ile silahlandırılmıştır.

Big Boss, operasyonu sabote etmek için "çaylak" Solid Snake’i gönderir. Planı, Solid Snake’in başarısız olması ve Outer Heaven’ın nükleer bir güç olarak tanınmasıdır. Ancak kendi genetik mirası olan Solid Snake, beklentileri aşar. Outer Heaven’ın yıkılışıyla birlikte Big Boss, dublörü Venom Snake’i (ve aslında kendi geçmişinin bir parçasını) feda eder.

Zanzibarland: "Sonsuz Savaş" Doktrini (1999)
Outer Heaven’ın küllerinden sonra Big Boss, Orta Asya’da Zanzibarland isyanını başlatır. Artık gizlenmeye gerek duymayan, doğrudan orduların başında savaşan bir diktatördür. Zanzibarland, sadece askeri bir kale değil, aynı zamanda küresel enerji krizini (OILIX) kontrol ederek dünyayı diz çöktürmeyi hedefleyen stratejik bir merkezdir.

Big Boss’un buradaki felsefesi ürkütücüdür. O, barışın askerleri "körelttiğine" inanır. Onun vizyonunda dünya, askerlerin her zaman ihtiyaç duyulduğu, savaşın hiç bitmediği bir döngüden ibarettir. Çocuk askerleri kurtarıp onları birer savaşçı olarak yetiştirmesi, bu döngüyü ebedileştirme çabasıdır.

Baba ve Oğul: Gerçek Çatışma
Zanzibarland’in derinliklerinde Solid Snake ile karşı karşıya geldiğinde, Big Boss artık yorgun ama kararlıdır. Snake’e şu meşhur sözleri söyler: "Savaş meydanında doğanların yeri orasıdır. Bizler savaşın içinde var oluruz." Bu, Big Boss’un "Savaş Makinesi" felsefesinin nihai itirafıdır.

Solid Snake, babasını/komutanını bir çakmak ve sprey kutusuyla yakarak ağır yaralar. Big Boss’un bedeni, The Patriots tarafından ele geçirilir; ancak zihni ve genetik mirası, nanoteknolojik bir hapis hayatına (koma) mahkum edilir.

Bölüm 7: Son Perde – Mezarlıkta Bir İnsan Olarak Veda (2014)

Big Boss’un elli yıla yayılan, kan, barut ve ihanetle örülü hikayesinin nihai noktasına; bir "tanrı" veya "canavar" olarak değil, sadece bir insan olarak veda ettiği o hüzünlü ana geliyoruz.

Bölüm 7: Son Perde – Mezarlıkta Bir İnsan Olarak Veda (2014)
2014 yılında, dünyanın tüm dijital ağları (The Patriots’ın yapay zekaları) Solid Snake tarafından çökertildiğinde, sistemin "anahtarı" olarak dondurulan Big Boss da özgürlüğüne kavuştu. Bedeni, Solidus ve Liquid’in parçalarıyla cerrahi olarak onarılmıştı. Ancak Big Boss’un artık dünyayı fethetmek gibi bir amacı yoktu. O, sadece yarım kalan bir hesabı kapatmak ve asıl akıl hocasına, The Boss’a olan borcunu ödemek için oradaydı.

Arlington Mezarlığı: Sessiz Yüzleşme
Solid Snake, kendi hayatına son vermek üzereyken Big Boss ortaya çıkar. Bu karşılaşma, Metal Gear tarihinin en büyük "deconstruction" (yapısöküm) anıdır. Big Boss, Snake’in elindeki silahı alır, onu kucaklar ve ona bir asker gibi değil, bir baba gibi seslenir.

The Boss’un Vasiyetini Anlamak: "Dünyayı Olduğu Gibi Bırak"
Big Boss’un ölmeden önceki itirafı, tüm serinin felsefi özetidir. 1964 yılında The Boss’un mezarı başında attığı o ilk yanlış adımın farkına varmıştır:

"The Boss haklıydı. Önemli olan dünyayı değiştirmek değil, dünyayı olduğu gibi bırakmak için elimizden geleni yapmaktır. Başkalarının iradesine saygı duymak ve kendi iradene inanmaktır."

Big Boss, Major Zero’nun "mutlak kontrol" hatasına karşılık "mutlak özgürlük/savaş" hatasını yapmıştı. Oysa The Boss’un istediği şey, insanların birbirine saygı duyduğu, sınırların değil gönüllerin bir olduğu bir dünyaydı. Big Boss, bu gerçeği anlamak için bir ömür harcamış, milyonlarca insanın ölümüne neden olmuş ve kendi oğullarını feda etmiştir.

Zero’nun Sonu ve Döngünün Kırılması
Big Boss, tekerlekli sandalyede bitkisel hayatta olan 100 yaşındaki Major Zero’yu da yanında getirmiştir. Zero’nun yaşam destek ünitesini kapatarak, hem eski dostunun acısına son verir hem de dünyayı bu hastalıklı "kontrol" takıntısından ebediyen kurtarır. Bu, "Sıfır"ın (Zero) yok oluşu ve döngünün gerçekten sona ermesidir.

Bir Askerin Son Sigarası
Big Boss, Solid Snake’in vücudundaki yeni nesil FOXDIE virüsü nedeniyle yavaş yavaş ölmeye başlar. Mezartaşının önünde son bir kez selam durur ve Snake’in yardımıyla son sigarasını içer. Ölmeden önceki son sözleri, bir askerin değil, huzuru bulmuş bir ruhun sözleridir:

"Bu iyi, değil mi?"

This guide was created by its original author on the Steam Community. Are you the author and want it removed? Request removal.