Yalnız Gezgin ve K*hp* Kenshi Dünyası
1. Hayatım
İlk başta ne yapacağımı gerçekten bilemedim. Gidip yay ve ok aldım öyle bir araziye çıkayım ortamı keşfedeyim dedim. Ama çıkar çıkmaz hemen 3 Aç yağmacı peşime takıldı. bütün yemeğini alacaz diye hunharca bağırarak bana saldırdılar:( sonra bacaklarımı kırıp hiçbir şeyimi almadan beni sakat bırakıp gittiler. Daha oyuna başlayalı 5-10 dk olmuştu.
Bana yardım etsinler diye Kasabaya sürüne sürüne gittim. Ama ne ola 5 adam başıma toplandı beni bağlayıp köle yaptılar :( Sonumuz hayrola diye baygın bir halde oyun akışını izlemeye devam ettim. 1-2 kez ellerinden kaçmaya çalıştım kölelikten kurtulmaya çalıştım ama yok beni hemen yakalayıp geri zincirlediler. Sonra beni köle kampına götürdüler. Orada hem iyi bir köle olmayı hem de yeteneklerimi (Madencilik,Lockpick,Gizlilik, akşamları da kaçıp gardiyanlarla dövüşerek dövüş yeteneklerimi) geliştirmeye başladım. Epey de kasıldım. Gardiyanlarla da özel bir ilişkim oldu. Ben kaçıp onlara saldırıyorum. Onlar ilk önce beni bir güzel dövüyorlar daha sonra da iyileştirip kafese koyuyorlar ve Karnımı da doyuruyorlardı. Bu durumu görünce Kölelik çok yaşasın dedim ve Bu devirde köle olmak varmış diye haykırdım. Ama maalesef ki o zamanlar uzuv kaybı muhabbetini bilmiyordum. Gardiyanlarla her zamanki dövüşlerimden birinde sağ bacağımı kaybedince daha ilerleyemeyeceğimi düşünerek acımı sonlandırmak için intihar ettim.
Bana yardım etsinler diye Kasabaya sürüne sürüne gittim. Ama ne ola 5 adam başıma toplandı beni bağlayıp köle yaptılar :( Sonumuz hayrola diye baygın bir halde oyun akışını izlemeye devam ettim. 1-2 kez ellerinden kaçmaya çalıştım kölelikten kurtulmaya çalıştım ama yok beni hemen yakalayıp geri zincirlediler. Sonra beni köle kampına götürdüler. Orada hem iyi bir köle olmayı hem de yeteneklerimi (Madencilik,Lockpick,Gizlilik, akşamları da kaçıp gardiyanlarla dövüşerek dövüş yeteneklerimi) geliştirmeye başladım. Epey de kasıldım. Gardiyanlarla da özel bir ilişkim oldu. Ben kaçıp onlara saldırıyorum. Onlar ilk önce beni bir güzel dövüyorlar daha sonra da iyileştirip kafese koyuyorlar ve Karnımı da doyuruyorlardı. Bu durumu görünce Kölelik çok yaşasın dedim ve Bu devirde köle olmak varmış diye haykırdım. Ama maalesef ki o zamanlar uzuv kaybı muhabbetini bilmiyordum. Gardiyanlarla her zamanki dövüşlerimden birinde sağ bacağımı kaybedince daha ilerleyemeyeceğimi düşünerek acımı sonlandırmak için intihar ettim.
2. Hayatım - 1. Bölüm
- [1. Gün] İlk oynayışımdan derslerimi almıştım. Korkak oynamam gerekiyordu. Oyunun ilk başında benim bütün seviyelerim 1 iken basit çapulcuların bile seviyeleri 10-15 arasındaydı. Gidip küçük bir demir madeni buldum. Oradan maden toplayıp, para kazanıp, büyük adam olup, bu ıssız toprakların kralı olmayı kafama koymuştum. İlk günümde Haydutlar ile asla karşılaşmak istemeyeceğiniz kurtların savaşlarına şahit oldum. Kurtlar haydutların hepsini s.kt.. Ben de bunu görünce durur muyum durmam. Kurtlar uzaklaşırken haydutların cesetlerini yağmaladım. Ölüleri yağmalayarak çok büyük para kırdım. Onların parasıyla gidip kendime yemek aldım ve aç karnımı doyurdum.
- [2. Gün] Yine 3 haydut şehir dışında yakaladı beni. Bir güzel dövdüler ama bu sefer sağolsunlar çok abartmadılar sadece bayıltıp gittiler. Topladığım Madenlerimi satıp İlk yardım kitleri aldım ve elimdeki tek yemeğimi satıp hana para ödeyerek güvenli bir şekilde uyuyup iyileştim demek isterdim ama ilk yardım kitinden sağ ayağımı iyileştirmek için yeterince kalmadı. Madencilik işime topal bir şekilde döndüm.
- [3. Gün] Sakat bir bacakla elimde ne ev ne para ne de yemek vardı. Hayattan umudumu kestiğim anda şehirden sayılar görmeye başladım. Haydutlar şehri basmış. Korumalar da haydutları bir güzel öldürüyorlar. Koşarak şehre geri döndüm. O sırada şehrin kapısının girişinde onu gördüm. İlkim ama sonum olmayacak olan o kadını yani Haydutların liderini yaralanmış bir halde yerde sürünürken gördüm. Hemen ona yardım etmek istedim. Onu koruyup kollamak istedim. Ancak onu yakalama vs. gibi bir seçenek bulamadım. Onun yerine ölmüş arkadaşlarını yağmalayıp eşyalarını sattım. O para ile ilk yardım kitleri alıp sağ bacağımı iyileştirdim. Sonra koşarak onu iyileştirmek için yanına gittim. Hee ne olur olmaz diye save de aldım ki kalkar kalkmaz beni öldürebilirdi. Ne diyebilirim ki hatunum olacak kadın benden çok daha güçlüydü. Onu iyileştirdim konuşmaya çalıştım ama benimle konuşmadı :( Bunun yerine onu takip etmeye başladım. İkimizde topallayarak şehre doğru yürümeye başladık. Ama o sırada ne ola Şehrin koruyucusu ninja tipli adamlar hatunumu kapının eşiğinde gördüler. Gözümün önünde onu öldürdüler ve sonra onu sırtlayıp, geri yere koyarak onu zıplattılar. Şok olmuş haldeydim, öfkeden gözüm dönmüştü ama hiçbir şey yapamıyordum. Adamların üstüne tıkladığımda adamların seviyeleri 20-30'lardaydı, benim seviyem ise 1'di hatta taşıdığım silahlar sebebiyle saldırı gücü -4 olan bir çapulcuydum. Saatlerce sevdiğimin cesedinin önünde ayakta durdum ve Bir karar verdim. Sevdiğim kadını zıplatan o Zıppır Ninjaların tamamını öldüreceğim hatta öfke ateşim sönmezse bütün ninjaların soyunu kurutacağım diye haykırmak istedim ama sağımdan geçen 2 adet ninja korumayı görünce haykırmam içime doğru oldu. Ama bunu yapabilmek için güce ihtiyacım vardı. Güç için ise paraya ihtiyacım vardı. O sebeple beni affedeceğini umarak haydut yengenizi donuna kadar soyup, eşyalarını satıp kendime ekmeeek aldım.
- [4. ve 5. Gün] İlerleyen günlerde ise madencilik yaptım, etrafta bulduğum cesetleri yağmaladım ve para yapıp şehirde düşmanlarımın takıldığı o barın önünde küçük bir ev aldım ve tamir ettim. Artık orası benim yeni karargahım. Ne demişler dostunu yakın düşmanını daha da yakın tut demişler. Geceleyin su dökmeye kalktığımda şehrin giriş kapısında bir ceset gördüm. Zıppır Ninjalardan birini mıhlamışlar. Hiç kimse görmeden usulca cesedi yağmaladım. Olayın şokunu atlattıktan sonra kafama dank etti. Demek ki bu yolda yalnız değildim. Benim gibi zıppırlardan nefret eden başkaları da varmış. Bu zalım düzene baş kaldıran gardaşlarımı bulacağım ve onlarla şu zıppır ninjaları yok edeceğiz.
2. Hayatım - 2. Bölüm
- [6. Gün ve 7. Gün] Eve kapandım. Aslan yattığı yerden belli olur misali evdeki inşaat işlerine giriştim. Tamirat ve tadilat işlerimi bitirdikten biraz dinlemek için evin merdivenlerine geçip oturdum ve Boşboş gezen insanları gördüm ve o an anladım. Bu dünyada hayatta kalmak için sadece fiziksel güç yeterli değil. Aynı zamanda akıllı da olmam lazımdı. Bu sebeple hızlıca eve girdim ve bütün gece önceden satın aldığım kitaplara gömülüp ve bolca araştırma yaptım.
- [8. Gün] Artık o boş gezen aylaklar gibi değildim. Her şeyi daha iyi anlayıp, kavrıyordum. Okuma ve Yazmam daha da gelişti ve artık 4 işlemleri rahatlıkla yapabiliyordum. Dahi miyim neyim bilemiyorum ;) . Bu hızla çok kısa sürede Dünyanın yuvarlak olduğunu iddia eden o ap..talların iddialarını çürüteceğim ve dünyanın düz olduğunu onlara kanıtlayacağım. Baktım bu zeka ve cebimdeki para fazla geliyor gittim Cafe işine girdim. Oradan köşeyi dönerim dedim ve satış tezgahı yaptım. Ama bu çorak dünyada müşteri sayısının az olacağını ve tezgahta adam çalıştırmam gerektiğini hesaba katmamıştım. Böylelikle tezgah işi elimde patladı ve bütün paramı bunlara yatırdığım yine parasız kaldım. Ne yapayım diye kara kara düşünürken keşif yapıp belki daha sağlam bir gelir kaynağı bulurum diye yola düştüm. Ama her zamanki gibi şehirden çıkalı 2 dk bile olmamışken 10 aç haydut üzerime doğru koşmaya başladı. Onları görünce önceki hayatımdaki anılarım gözümün önüne geldi ve topuklarım totoma vura vura şehre koşmaya başladım. Ancak herhalde adamlardan biri Usain Bolt'un uzaktan akrabası ki bir anda aramızdaki mesafeyi kapattı. Baktım yakaladı yakalayacak açtım envanteri donuma kadar herşeyi yere attım. Çılgınlar gibi şehre koşmaya devam ettim. Şehrin girişinde 2 zıppır ninja gördüm. Haydutları onlara kitleyi şehre kaçtım. Ama haydutların lideri peşimi bırakmadı. Onla savaşmaya başladım ancak bana göre çok güçlüydü. Tam kılıcıyla kafamı koparacaktı ki o sırada sanki bir melek gözlerimin önünde belirdi. Haydut liderine öyle bir vurdu ki 2 metrelik dev adam geriye doğru sendeledi. 2-3 saldırı ile haydutların liderini yere serdi. Ben de rahat bir nefes aldım ve kendimi iyileştirmeye başladım. Şehrin kapısına doğru geri koştum. Şehrin girişinde, hafif yaralı 2 zıppır Ninja, haydutların cesetlerini ve o kadını gördüm. Evet Haklıydım. Tam bir melek gibi gözüküyordu ama sizde biliyorsunuz ki Azrail de bir melektir. Günün devamında haydutların ve şehrin etrafında ölmüş olan hayvanların leşlerini yağmaladım. Bir daha o meleği görmedim. Akşam ise Derin düşüncelerle kitaplarıma geri gömüldüm.
- [9. Gün] Dünkü keşif denememin olumsuz sonuçlanması umudumu kırmadı. Her ne kadar Zıppır Ninjalar, beni P*z*vnkl*r*n elinden almış olsalar da onlarla husumetim nefes aldığımı sürece devam edecek. Bu sefer keşif için şehrin diğer kapısını denedim. Etrafı daha iyi görebilmek için şehrin yakınındaki bir tepeye çıktım. Uzaklarda bir bina görünüyordu. Binaya doğru olan bölgeyi incelemek için yola çıktım. Yol boyunca daha önce görmediğim yeni hayvanlar, Suikastçiler, Kaçak köleler gördüm. Hepsi de benden çok daha güçlü olduğu için onlara yakalanmadan saklanarak yoluma devam ettim. Yaklaştıkça binanın duvarına asılı olan Bar tabelasını fark ettim. O binaya gitmemem gerektiğini hissediyordum ama merak ve keşfetme dürtüsü aklımı ele geçirmişti. Binaya vardığımda içerde hiç kimse yoktu. Dışarı çıktım ve yerdeki kan izlerini fark ettim ve izleri takip ederek binanın arkasındaki insan ve kurt cesetlerini, bedenlerinden kopmuş kolları ve devasa bir kan gölünü gördüm. Burada çok büyük bir çatışma çıkmıştı. Bazı ölülerin üzerinde kılıç izleri bazılarında ise pençe izlerini görünüyordu. Anladığım kadarıyla 3 taraf birbirine girmişti ve herkes ölmüştü. Hayatta kalanlarsa cesetleri dahi yağmalamadan kaçmıştı. Hayatta hiç kimsenin kalmadığından emin olunca şehirle bar arasında git gel yaparak cesetleri yağmalayıp eşyaları sattım ve ekonomimi bir nebze düzelttim. Artık aç ve fakir değildim.
- [10. Gün] Bir önceki vurgundan kazandığım para ve aşırı gelişmiş zekam yine fazla geldi ki hemen 2. evimi de aldım ve oraya silah imalathanesi kurdum. Ama makineyi tamamlamam için yeterli malzemem bulunmadığı için yine ortada kaldım. Böyle olunca madenciliğe kendimi verdim. Madenlerimi depolamak için şehre döndüğümde ise sokaklarda tuhaf bir hareketlilik olduğunu fark ettim. Hemen eve saklandım. Bir gözüm dışarda iken araştırmalarıma devam ettim. Şehre bir grup Köle taciri giriş yaptı. Onlara nedense ufak bir kanım kaynadı ama niye olduğuna anlam veremedim ve onlardan saklanmaya devam ettim. Daha sonrada bir grup parlak zırhlı asker girdi. Bir süre şehirde farklı konumlarda takıldıktan sonra 2 grupta ayrıldı. Herhalde dünkü katliamın faillerini arıyorlardı. Yağmaladığım eşyaları şehirdeki barda satmam onları buraya çekmiş olmalı. L*n*t olası Zıppır Ninjalar konuşmuş olmalılar. Günümün kalanını ev işleri ile uğraşarak geçirdim.
2. Hayatım - 3. Bölüm
- [11. Gün] Sabaha doğru 04:00 sularında bağrışmalara uyandım. Ben diyim 100 siz diyin 200 Haydut şehri basmıştı. Herhalde o bar katliamını yapan grup bunlardı. Şehirde Ortalık tam anlamıyla kan gölüne dönmüştü. Zıppır ninjalar onlardan daha güçlü olsalar da haydutların sayısı çok fazla olmasından dolayı birer birer düşmeye başladılar. Zıppır ninjaların acı dolu çığlıklar ile yerde sürünmelerini çok büyük bir keyifle izledim. Gördüğüm kadarıyla o melek zıppırların arasında yoktu(he olsa da önemli değil, benim için şuan tek önemli şey intikamımı kendi ellerimle almak o yüzden saçma sapan fikirler aklıma sokmaya çalışmayın.). Dışarıyı keyifle izlerken yeni satın aldığım yan evden sesler geldiğini fark ettim. L*net olsun imalathanem oradaydı. Hemen evden çıkarak yan eve doğru hareketlendim ama ev hali kalmamıştı. Her şeyi yağmalayıp yıkmışlardı. Öfkeden gözüm dönmüş halde elime kılıcımı aldım. 1 adım 2 adım 3. adımımda bütün öfkem geçmişti. Sanki içimde tam anlamıyla modern ve barışçıl bir insan doğmuş pamuuuk gibi biri olup çıkmıştım. Tabi ki bu değişimimin sebebi etrafımı çevreleyen 30 haydutun olmasından dolayı değildi. Neyiz biz? Cani mi? Onun yerine güzelce oturup konuşarak da çözebiliriz sorunlarımızı. Aralarında kıdemli gözüken(İnsan kulaklarından kolyeli) bir abi vardı. "Merhabalar beyefendi, havalar nasıl güzel mi? yakında yağmur yağacağını söylemişlerdi ama hala kurak dimi?" diye konuşma başlattım ama karşıdan cevap gelmeyince "Amaaaan cana geleceğine mala gelsin canım, 1 evin lafımı olur. Benim ocağımın altı açık kalmış onu kapatıp geleyim size iyi yağmalamalar." dedim ama ayrılmama izin vermediler onun yerine beni baştan aşağı süzüp pis pis güldü. O an Umarım kaybedeceğim tek şey sadece kulaklarım olur diye aklınıza gelebilecek bütün tanrılara dua etmeye başladım ki herhalde biri ufak bir el attı ki Uzak kapıdaki 2 zıppır ninja haydutlara saldırmaya başladılar. Bende bu boşluktan yaralanıp koşarak kaçtım. Şehrin kapısının eşiğinde arkama dönüp baktığımda kıdemli haydut abinin saat yönünde döndürerek dil çıkarıp salladığını gördüm. Bu Toto korkusu bana 1 gün boyunca yetti. Şehrin dışındaki demir ocaklarında saklandım ve boş vaktimde maden kazdım. Şehirden 1 gün boyunca çığlık sesleri gelmeye devam etti.
- [12. Gün] Sabah şehre gittiğimde haydutlar ayrılmıştı. Her şeyi yıkıp yağmalamışlardı. Benim gibi şehrin dışına kaçmış olanlar bize da bir şey kalmış mı diye aranırken şehrin ana kapısından Ben diyim 100 siz diyin 200 adam girdi(Dejavu mudur nedir bilemedim.). İlk başta kaçmaya çalışacaktım ama kaçacak yer yoktu ki kaderimi kabullenmiş halde yere oturdum. Ne demiş atalarım Kaçamıyorsan zevk almasını bileceksin. Yanılmışım evet yanıldığıma bu kadar sevineceğim aklıma gelmezdi. Bunlar haydut değilmiş kendilerine The Holy Nation diyen bir grupmuş. Şehre yardıma gelmişler. Hemen binaları çok hızlı şekilde tamir etmeye yaralıları iyileştirmeye başladılar. İlk başta çok sevinmiştim ki akıllara zarar zekam sayesinde büyük oyunu çözene kadar. Tamir ettikleri yerlere kendi amblemlerini asıyorlardı. Aslında bu bir yardım değildi bu bir fetihdi. Sözde yardımla bütün şehri ele geçiriyorlardı. Barınaklarını, Hapis, Tarım, Antreman ve yerleşim yerlerini kurmaları akşamı bile bulmadı. İşçi arı gibi çalışıyorlardı ve ben de o sırada yıkılmış evimin önünde oturarak uzaktan ufak gözüken ama yakından korkudan aklımı kaçırmama sebep olacak bu işçi arılardan oluşan bu koloniye bakıyordum. İşçi arılar bile bu kadar korkunçken bu planın arkasındaki Kraliçe Arıyı hayal dahi edemiyordum.
- [13. Gün - 14. Gün] Holy Noob'lar(Evet artık onlara bunu diyeceğim çünkü hak ediyorlar) bütün hayat düzenimin içine ettiler. Benim sizce şuan ki en büyük 3 özelliğim nedir? 1. Fakir olmam(Ev gitti, para yok, yemek yok) 2. Güçsüz olmam(1 vs 1 bile atamayacak durumdayım) 3. Korkak olmam(Korkak olduğum için 13. günün şafağını hala özgür bir birey olarak görebiliyorum). Eeeee böyle bir insanın hayatta kalabilmek için yapabileceği tek şey nedir? Tabiki de cesetleri yağmalamak. Ama bu Holy Noob'lar ceset yağmalamama izin vermiyorlar. Her seferinde beni bir güzel dövüp hapse atıyorlar. Tamam Lockpick, Dövüş yeteneklerimi geliştiriyorum ama Kaçıncı olduğunu hatırlamıyorum ama beni en son bir güzel dövdüler bir dövdüler 2 gün hapiste baygın yattım. Hapisten çıktığımda topallayarak sol'a çekiyordum öyle bir dövdüler yani. Bu kadar dayaktan sonra M de olmadığım için bu şehirde kalamayacağımı anladım. Onun yerine arazide demir ocağının yanına küçük bir ev yaptım ve kaç gündür rahat bir uyku alamadığımdan dolayı evde yığılıp kaldım.
- [15. Gün] Bugün uyandığımdan beri evin eksiklikleri ile uğraştım. Normalde arazide bir sürü yağmacı, köle ve bin bir türlü psikopat kol gezmesi gerekirken hiç kimse yoktu. Holy Noob'lar bütün alanı kontrol altına almışlardı. Çakallardan korunmak için Aslanın inine girmiş haldeydim. Şansım olduğunda bu inden çıkmalıyım yoksa asla çıkmayabilirim.
2. Hayatım - 4. Bölüm
- [16. Gün] Yeni ev için yaptığım masraflar nedeniyle param bitmişti. Erzağım yoktu. Gelecek hakkındaki bütün planlarım suya düşmüştü. Daha yarını görebileceğimden emin bile değilken ne intikamı ne planı. Bu sebeple aylak aylak şehrin etrafında dolaşmaya başladım. Şehre giden yollardan birinde pusuya düşmüş bir kervan gördüm. Bu ilk defa kervan görüşümdü ve evet o da şansıma saldırıya uğruyordu. Yakındaki kayalıklarda saklanarak savaşı izledim. Kim olduklarını bilmediğim bir grup bütün kervanı öldürdü. Tam yağmalayacaklarken Holy Noob'ların uzaktan sesleri duyuldu. O gizemli grup bir anda ortadan yok oldu. Bende Holy Noob'ların arasına katılarak olay yerine intikal ettim. Pek para edecek bir şey göremediğim için tam üzgünken kervanın taşıma için kullandığı hayvanın sandıklarını açtım. O ne ola deli para edecek bir sürü eşya var. Etrafta Noob'ların olmasından dolayı sistem bana uyarı veriyo. Bak akıllı dur daha sol'a çekmen düzelmedi bir daha seni görürlerse tek derdin sola çekmek olmaz diye. Ama ne demiş büyüklerimiz Para para para. Beni az da olsa tanıdıysanız büyüklerimin izinden gittiğimi bilirsiniz. İsterler beni burada ters çevirip ****** ama yine de bu eşyaları çal... yok ödünç alacaktım. Zaten bütün kervan hakkın rahmetine kavuşmuştu. Evet her şeyi çal... ödünç aldım. O sırada bir Noob'ların başı olan biri beni gördü. Ben önde o arkada l4n bırakmıyor kadın(Herhalde öyleydi. Emin olamıyorum) peşimi. Koş koş koş en sonunda yakaladı ama halime acıdı her haldeki çok azıcık dövüp, beni arazide bırakıp şehre geri döndü. 3-5 saat arazide yattım. Sonra sola çeke çeke eve gidip yaralara ve berelere rağmen çantamdaki mallarla zengin olma hayaliyle uyudum.
- [17. Gün] Günaydın Güneş, Günaydın Ağaç, Günaydın Demir Madeni, Günaydın hepinize. Eveeet gördüğünüz üzere sıyırmaya başladım. Artık param var ama saadetim yok. Para mutluluk getirmiyo diyolardı demek ki doğruymuş. Baktım ufak ufak demir madeni güzel gözükmeye başladı ve kontrolden çıkıyorum artık paramda olduğundan dolayı yanıma yoldaş/arkadaş/gardaş alayım birlikte bu dünyayla mücadele edelim diye şehirdeki bara doğru yola koyuldum. Bardaki herkes para istiyor ama yav ne paralar. Oğlum bunlara bütün para vereceğime gider karı kızla yerim o parayı en azından ufak bir mutluluk yaşayıp öyle ayrılırım bu kahp* dünyadan. Zaten biliyonuz ex yengenizde beni diğer tarafta bekliyor. Ker**ne planı ile Tam bardan çıkacakken uzaktaki masada birini gördüm. Koyu tenli, kısa saçlı, köle kıyafeti giymiş bir kadın. O kadar tuhaf bir ten rengi vardı ki kendi rengi mi yoksa pislikten mi böyle olmuş emin olamadım. "Selam gardaş" dedim. O ise bana "Maggie" dedi. Kendisiyle konuşmaya çalıştım ama ağzından sadece "Maggie" ismi çıkıyordu. Anladığım kadarıyla kaçak bir köleydi ve yaşadıkları sebebiyle konuşma yetisini kaybetmişti. Benim de geçmiş yaşamımdan dolayı köle tacirlerine karşı nefretim olduğunu söyledim o da bana "Maggie" dedi. Sabah akşam durmadan çalışacağımızı söyledim o da bana "Maggie" dedi. Ona para vermeyeceğimi en fazla kuru ekmek verebileceğimi söyledim o da bana "Maggie" dedi. Tamam o zaman bana katıl dedim o da bana "Maggie" dedi. Bu sayede ekibime katıldı. Ekibimize bir isimde koymam lazım ama ne koymalı bir düşünemmm. Dükkanlardan biraz kitap alıp eve geri döndük.
- [18. Gün] Maggie aynı beni gibiymiş. İlk başta sadece tek kelime kullanan havalı, güçlü, olağanüstü biri olacağını düşünüştüm ama benden daha kötüleri de varmış. Benden tek iyi yanı geçmişte Çiftçilik yetenekleri. Olağanüstü derece de çitçilik yetenekleri var ama bende ne yok tarla. Bu sebeple Maggie'ye tarla yapabilmek için malzeme arayışına çıktım. Maggie maden kazarken bende son paramla kitap ve bitki satın almaya gittim. Eve dönüş yolunda bir kervanın evimi ziyaret ettiğini gördüm. Koşarak eve döndüm. Meğersem Maggie sadece "Maggie" diyebildiği için kervanla konuşamamış. Kervanla bir güzel muhabbet çevirdim ve biraz da eşya sattım artık bizim eve de arada ziyaret edeceklermiş. Günün devamında En azından tarlanın temelini attık ama bitiremedik ve hala çok eksiğimiz var.
- [19. Gün] Bugün çok ekstra bir durum olmadı. Guçuk grubumuza p*ç katıldı. Evet yanlış duymadınız veya okumadınız P*ç katıldı. Adını ben koydum. Her zamanki şehirdeki aylaklıklarımdan birinde şehrin ortasında koşan bir köpke gördüm. Bir deri bir kemik kalmış haldeydi. Çantamdaki etten ufak bir parça koparıp ona verdim ve yanından ayrıldım. Marketleri kontrol ettim. O sırada baktım peşimden geliyor. Git dedim gitmedi. Oğlum bak git dedim bana hırladı. En sonunda kafasına taşı koyacaktım ki önümde çömeldi. O an anladım o da 2 gün önceki ben gibiydi yalnızdı, korkuyordu ama mücadeleyi bırakmıyordu. Eğer bu şekilde kalmaya devam ederse 2 güne Demir madenine kerkineceği çok belliydi. Aynı aynadaki yansımam. Ona bir parça daha et uzattım ve onu grubumuza aldım adını da P*ç koydum. Bu dünyada hayatta kalabilmesi için P*ç olması gerekiyordu. Büyüyen yuvamıza doğru yola çıktık.
- [20. Gün] Ben araştırmalarımı yaptım, Garibim Maggie hala tarlası olmadığı için kazmaya devam etti. Öğlene doğru P*ç'le birlikte Tarla için malzemeleri satın almak dışarı çıktık. Tam şehrin kapısının orada "Maggie" "Maggie" diye bağrış seslerini duydum. Evimin oradan geliyordum. Benle P*ç evden çıkar çıkmaz haydutlar evi yağmalaya basmışlar. Maggie de onlar giremesin diye kapıyı kilitlemiş ve yardım çağırıyor. Yardım çığlığını duyar duymaz eve koşmaya başladık. Kapının önünde 3 kişiydiler. 2'si çok zayıftı ama kapıyı zorlayan biraz daha güçlüydü. Eve doğru bağırarak koşmaya başladım. Sesimi duyan 3 haydut da bize doğru koşmaya başladı. Tam o sırada arkadan Maggie "Maggie" diye bağırarak evden çıkıp güçsüz olan 2 hayduta saldırdı ve onları üzerimizden aldı. Artık sadece O, Ben ve P*ç vardı. 2 vs 1. Benden daha güçlü olsa da yalnız değildim yanımda P*ç vardı. Efsanevi bir dövüş olduğunu söylemek isterdim ama öyle olmadı adamı patates ettik patates. Bir ben vuruyom bir P*ç vuruyor. Bi Ben bi P*ç. Ortaya aldık ve rahatlıkla hakladık. Sonra "Maggie" diye bağırarak Maggie'ye katıldık ve diğer 2'sini de indirdik. 3 vs 3 bir savaşta galip gelmiştik. İlk defa karşılık verebilen bir düşmanla savaştım ve hayattaydım. Adrenalin tavan, Agresif, Hiddetli, Kompleksli ve 2 "R"'li bir Errkek gibi hissettim. Artık korkun l4n benden ben bu dünyayı fethetmeye geliyorum.
Next Chapters Trailers
Ne yapacağımı bilemiyorum. Çarpılmış ve 2'ye bölünmüş durumdayım. Bir tarafta ilkim olan kaybettiğim kadının intikamı diğer tarafta ise belki de sonum olacak olan o melek. Ama ♥♥♥♥♥ kaderin cilvesi ki o melek bir Zıppır Ninja :(
This guide was created by its original author on the Steam Community. Are you the author and want it removed? Request removal.